Sürdürülebilir Kalkınmayı yeniden tanımlıyoruz:  Geçmişten Güç Alarak Geleceği İnşa Etmek

Çorum’da bu yıl haziran ayında "ORKASİFED" tarafından düzenlenen B4 Future (Building for the Future) Yeni Nesil Kalkınma Zirvesi'nin medeniyet bölümünde Hititlere ait “Telipinu Efsanesi” ilk defa müzikal bir anlatı ile yer buldu. Bestenin sahibi "Sergio Lapedota" piyanodaki yerini aldı ve soprano Burcu Bükem Kuru ise eseri muhteşem şekilde seslendirdi. Zirvede medeniyet başlığı altında böyle bir esere yer verilmesi, zirvenin bakış açısını ve diğer zirvelerden farkını da ortaya koydu.  

 Zirve'de ORKASİFED Başkanı Semrin Kaleli, "Sürdürülebilir Kalkınmayı Yeniden Tanımlıyoruz: Geçmişten Güç Alarak Geleceği İnşa Etmek" temalı anlatısında sürdürülebilir kalkınmanın dört temel unsuru insan, rekabet, gelecek ve medeniyet derken, özellikle medeniyet perspektifinin neden önemli olduğunu aşağıda tamamına yer verdiğimiz konuşmasında ayrıntılarıyla anlattı ve medeniyetin yalnızca tarih değil, değer üretme kapasitesi olduğu üzerinde durdu.

Sürdürülebilir Kalkınmayı yeniden tanımlıyoruz:

Geçmişten Güç Alarak Geleceği İnşa Etmek

Building fort he Future – B4F

Kalkınma kavramı uzun yıllar boyunca üretim kapasitesi, sanayi yatırımları ve ekonomik büyüme rakamları üzerinden tanımlandı. Bir ülkenin, bölgenin ya da şehrin gelişmişliği; kurduğu fabrikalar, gerçekleştirdiği ihracat ve yarattığı ekonomik değer ile ölçüldü.

Ancak içinde bulunduğumuz çağ, bize kalkınmanın yalnızca ekonomik göstergelerden ibaret olmadığını gösteriyor.

Bugün kalkınma; insanı merkeze alan, rekabet gücünü bilgi ve teknolojiyle destekleyen, sürdürülebilirliği gözeten ve medeniyet birikimini geleceğe taşıyabilen toplumların başarısıyla anlam kazanıyor.

İşte B4F Sürdürülebilir Kalkınma Zirvesi, tam da bu anlayışın bir sonucu olarak ortaya çıktı.

Çorum’un Hikâyesi: Yerelden Küresele Uzanan Bir Yolculuk

Türkiye’nin kalkınma hikâyesi büyük ölçüde Anadolu’nun üretim merkezlerinde yazılmıştır. Çorum da bu hikâyenin en dikkat çekici örneklerinden biridir.

1960’lı yıllarda tarım ve gıda üretiminin ihtiyaçları doğrultusunda başlayan sanayileşme süreci, zamanla yalnızca ürün üreten değil, teknoloji geliştiren ve çözüm üreten bir yapıya dönüşmüştür. Özellikle 1970’li yılların zorlu ekonomik koşullarında yerel ustaların ithal makineleri tamir ederek başlayan öğrenme süreci, zaman içerisinde üretim kabiliyetine dönüşmüş; ustalar sanayici olmuş, işletmeler fabrikalara dönüşmüş, yerel bilgi küresel rekabet gücü yaratmıştır.

1980 sonrası Türkiye’nin dünyaya açılmasıyla birlikte Anadolu girişimciliği yeni bir döneme girmiştir. Çorum da bu dönüşümün önemli merkezlerinden biri olmuştur. Bugün şehir, yalnızca Türkiye pazarına değil, dünyanın dört bir yanına üretim yapan; makine imalatından gıdaya, yapı malzemelerinden ileri üretim teknolojilerine kadar birçok alanda söz sahibi olan güçlü bir sanayi ekosistemine sahiptir.

Bu başarı, yalnızca ekonomik bir büyüme hikâyesi değildir. Aynı zamanda iş birliği kültürünün, girişimci ruhun ve yerel bilgi birikiminin başarı hikâyesidir.

Kalkınmayı Yeniden Tanımlama Zamanı

Dünya yeni bir dönüşüm çağından geçiyor.

Dijitalleşme, yapay zekâ, iklim değişikliği, demografik dönüşüm ve küresel rekabet koşulları; kalkınma anlayışını da kökten değiştiriyor.

Artık daha fazla üretmek tek başına yeterli değil.

Daha akıllı üretmek gerekiyor.

Daha fazla büyümek tek başına yeterli değil.

Daha kapsayıcı büyümek gerekiyor.

Daha fazla rekabet etmek tek başına yeterli değil.

Daha fazla iş birliği kurabilmek gerekiyor.

Bu nedenle yeni nesil kalkınma anlayışı; ekonomik büyümenin yanında insan gelişimini, sosyal dayanıklılığı, çevresel sürdürülebilirliği ve kültürel mirası da kapsayan bütüncül bir yaklaşımı zorunlu kılıyor.

Geleceğin güçlü toplumları; yalnızca sermayesi yüksek olanlar değil, insan kaynağını geliştirebilen, bilgi üretebilen ve ortak hareket edebilen toplumlar olacak.

Medeniyet Perspektifi Neden Önemli?

Kalkınma yalnızca ekonomik bir süreç değildir. Aynı zamanda bir medeniyet meselesidir.

Çorum ve TR83 Bölgesi binlerce yıllık birikimiyle bunun en güçlü örneklerinden biridir. Bu topraklar, dünyanın ilk yazılı barış anlaşması olan Kadeş Antlaşması’nın ortaya çıktığı; devlet yönetimi, diplomasi, ticaret ve toplumsal düzen konularında insanlık tarihine önemli katkılar sunmuş Hitit medeniyetinin merkezidir.

Kraliçe Puduhepa’nın temsil ettiği diplomasi anlayışı, bugün hâlâ uluslararası ilişkiler açısından ilham verici bir örnek olarak kabul edilmektedir.

Bu nedenle geçmişe bakmak nostalji değildir.

Geçmişe bakmak, geleceği inşa ederken hangi değerler üzerinde yükseleceğimizi hatırlamaktır.

Medeniyet, yalnızca tarih değildir.

Medeniyet; değer üretme kapasitesidir.

Toplumsal hafızadır.

Kültürel sürekliliktir.

Ve en önemlisi, geleceğe yön verebilme iradesidir.

Sürdürülebilir Kalkınmanın Dört Temel Unsuru

B4F Zirvesi’nde kalkınma yaklaşımı dört temel başlık altında ele alınmıştır:

İnsan: Kalkınmanın başlangıç noktasıdır. Nitelikli insan kaynağı, eğitim, liderlik ve toplumsal gelişim olmadan sürdürülebilir kalkınma mümkün değildir.

Rekabet: Şehirlerin, kurumların ve ülkelerin gelişimini hızlandıran temel dinamiktir. Ancak modern rekabet yalnızca maliyet avantajıyla değil; inovasyon, teknoloji ve iş birlikleriyle kazanılmaktadır.

Gelecek: Değişimi okuyabilme, dönüşümü yönetebilme ve uzun vadeli bakış açısı geliştirebilme yeteneğidir. Geleceği öngören toplumlar değil, geleceği hazırlayan toplumlar başarılı olacaktır.

Medeniyet: Diğer tüm unsurlara anlam kazandıran temel zemindir. İnsan, rekabet ve gelecek ancak güçlü bir değer sistemi içerisinde sürdürülebilir sonuçlar üretebilir.

Bu dört unsur birbirinden bağımsız değildir. Birlikte ele alındığında gerçek kalkınma ortaya çıkar.

Birlikte Güçlenmek, Birlikte Kalkınmak

Bugün bölgelerin, şehirlerin ve ülkelerin karşı karşıya olduğu sorunların hiçbiri tek başına çözülebilecek nitelikte değildir.

Nitelikli iş gücü ihtiyacı, dijital dönüşüm, yeşil dönüşüm, finansmana erişim ve küresel rekabet gibi başlıklar ortak akıl ve ortak hareket gerektiriyor.

Bu nedenle yeni tanımıyla sürdürülebilir kalkınmanın temelinde iş birliği kültürü yer almaktadır.

Çorum, Amasya, Tokat ve Samsun’u aynı vizyon etrafında buluşturan bölgesel yaklaşımın arkasında da bu anlayış bulunmaktadır.

Çünkü yerel kalkınma olmadan ulusal kalkınma mümkün değildir.

Ve güçlü bir gelecek, ancak güçlü bölgeler üzerine inşa edilebilir.

B4F Sürdürülebilir Kalkınma Zirvesi’nin temel mesajı da budur:

Kalkınma yalnızca büyümek değildir.

Kalkınma; insanı geliştirmek, rekabet gücünü artırmak, geleceği tasarlamak ve medeniyet değerlerini koruyarak ilerlemektir.

Geçmişten aldığı ilhamı geleceğe taşıyabilen toplumlar, yalnızca bugünü değil yarını da şekillendirebilirler.

Sürdürülebilir kalkınma bizim için tam olarak bunu ifade etmektedir:

Birlikte üretmek, birlikte güçlenmek ve birlikte geleceği inşa etmek.

Semrin Kaleli

 

 

 

0 Yorum

Henüz Yorum Yapılmamıştır.! İlk Yorum Yapan Siz Olun

Yorum Gönder

Lütfen tüm alanları doldurunuz!

Yazarlarımız